MANDALİNA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
MANDALİNA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9.01.2017

Mandalina-Tekrar yayın blogdaki ilk hikayem :)



Sokağın başındaki telefon direğinin başında oturmuş gelen geçene bakıyordu. Yanındaki poşette üç beş mandalina. Evden çıkmadan annesi tutuşturdu eline. O inatla almak istemese de şimdi keyifle mandalinaları yiyordu. Hafif esen rüzgar, neredeyse yağmak üzere olan yağmur ve uzaktan beliren kara bulutlar gecenin ketum geçeceğinin habercisiydi. Yeşilimsi turuncumsu renk cümbüşüyle kaplı mandalina kabuğunu soyarken yanına koşarak gelen arkadaşının ona seslenmesiyle başını sesin geldiği tarafa doğru kaldırıp baktı. Uzun saçları yağan ince yağmurdan kıvır kıvır olmuş, yolda koşarak geldiği içinse paçaları çamura bulanmıştı. Biri rengi solmuş olan tamamen çamura bulanmış kırmızı terlik diğer ayağında ise önü yırtık kara lastik.." Ba..bam gel..cek ş...şim.di." Elindeki gazete kağıtlarını acele ile arkadaşına verdi. Koştuğu için nefes nefese kalmış cümlesini zor tamamlamıştı. Arkadaşının istediği gazete kağıtlarını verdiği gibi geldiği yoldan koşarak eve gitti. "Zeyneeep!" diye bağırsa da Hülya, arkadaşı çoktan köşeyi dönmüş, yoldan kaybolmuştu. Halbuki yanındaki poşette duran büyücek ve yediği mandalinaların en güzelini arkadaşına vermek için ayırmıştı. Elindeki gazete kağıtlarını katlayıp kazağını kaldırıp  karnının üstüne koymuş, ıslanmasın diyede kazağıyla kağıtları korumuştu. Poşetteki mandalinayı da geçen sene annesinin ördüğü hırkasının cebine koyup eve doğru koşmaya başladı.

11.28.2016

MANDALİNA 5





Koltuğun kenarına oturmuş boş boş bakıyordu. Annesiyle babasının konuştuklarını dinlediğinde dünyası başına yıkılmıştı. Canı yanıyordu, Önünde duran kardeşine bakıyor, hiç bir şey düşünmüyordu.  Zihninde babasının, annesine dediği " Hastaneden iyi haber gelmedi Cemile. Zeynep öldü"  cümleleri yankılanıyordu.  En yakın arkadaşı artık yoktu.  Hülya Zeyneple birlikte konuşmaları dolanıyordu aklında. Karma karışıktı Hülya. Doğru düzgün düşünemiyordu.

11.08.2016

MANDALİNA 4



Hülya babasının peşinden camdan bakıyordu. İçi burulmuştu. İstememişti babasının gitmesini. Bir yandan babasının elini tutup bir elinde de dün akşam yaptığı ödevini tutacak öyle gidecekti okuluna. Öyle hayal etmişti. Hem Zeynep'de çok seviyordu babasını. Babası gözden kaybolunca çıktığı çekyattan aşağıya inip masaya geçti Hülya. Babası gittikten sonra kahvaltıya devam ettiler. Annesi

11.03.2016

MANDALİNA 3










Neşeli geçen her an çabuk geçiyor, zamanın farkına varılmıyordu. Hoş sohbet ve sevdiğiniz insanlar yanınızda olduğunda zaman da önemini yitiriyordu. Hülya ailesiyle birlikte yediği akşam yemeğinde zamanın nasıl geçtiğini anlamadan vakit geçirmişti. Kardeşinin yaptığı şaklabanlıklar herkesi gülme krizine sokmuştu. Babası da başından geçen komik bir anıyı anlatıp huzur kokan bu yuvaya sıcaklık katıyordu. Annesi bugün herkesin sevdiği yemekleri yapmıştı. Etli kuru fasülye yanında tel şehriyeli pilav, salata birde başlangıç olarak un çorbası..Gerçi Hülya sevmiyordu pilavda şehriyeyi. Ama yinede yiyordu. "Bulamayanlar var kızım yemek seçmek olmaz ." demişti tatlı dille babası.

10.25.2016

MANDALİNA 2



Yağmurun çamura çevirdiği patika yoldan koşan Zeynep "N'olur babam gelmemiş olsun." diye dua ediyordu. Hava karardı kararacaktı. Ayakları tamamen ıslanmış, üşümeye başlamıştı. Eve vardığında içini korku kaplamıştı. Babasının topukları kırılmış olan ayakkabıları kapının önünde duruyordu. İçeri girmek yerine ellerini ovuşturup kapının önünde dolanıp duruyordu. İçeriden gelen sesle babasının her zaman ki gibi çakır keyif olduğu anlaşılıyor ve annesine bağırıyordu.  " Yok ben girmeyim içeri. Ya da gireyim." diye bir ileri iki geri gidiyordu Zeynep. " Ya anneme bir şey yaparsa." İçi içini kemiriyordu, korkuyordu, titriyordu. Titremesi üşümesinden değildi. Olacaklardan haberi vardı. Babası yine vuracaktı. Hem annesine hemde kendisine ve yine yardıma gelen kimse olmayacaktı. 

10.22.2016

MANDALİNA



Sokağın başındaki telefon direğinin başında oturmuş gelen geçene bakıyordu. Yanındaki poşette üç beş mandalina. Evden çıkmadan annesi tutuşturdu eline. O inatla almak istemese de şimdi keyifle mandalinaları yiyordu. Hafif esen rüzgar, neredeyse yağmak üzere olan yağmur ve uzaktan beliren kara bulutlar gecenin ketum geçeceğinin habercisiydi. Yeşilimsi turuncumsu renk cümbüşüyle kaplı mandalina kabuğunu soyarken yanına koşarak gelen arkadaşının ona seslenmesiyle başını sesin geldiği tarafa doğru kaldırıp baktı. Uzun saçları yağan ince yağmurdan kıvır kıvır olmuş, yolda koşarak geldiği içinse paçaları çamura bulanmıştı. Biri rengi solmuş olan tamamen çamura bulanmış kırmızı terlik diğer ayağında ise önü yırtık kara lastik.." Ba..bam gel..cek ş...şim.di." Elindeki gazete kağıtlarını acele ile arkadaşına verdi. Koştuğu için nefes nefese kalmış cümlesini zor tamamlamıştı. Arkadaşının istediği gazete kağıtlarını verdiği gibi geldiği yoldan koşarak eve gitti. "Zeyneeep!" diye bağırsa da Hülya, arkadaşı çoktan köşeyi dönmüş, yoldan kaybolmuştu. Halbuki yanındaki poşette duran büyücek ve yediği mandalinaların en güzelini arkadaşına vermek için ayırmıştı. Elindeki gazete kağıtlarını katlayıp kazağını kaldırıp  karnının üstüne koymuş, ıslanmasın diyede kazağıyla kağıtları korumuştu. Poşetteki mandalinayı da geçen sene annesinin ördüğü hırkasının cebine koyup eve doğru koşmaya başladı.
 

BAYAN HOHORİ YAZIYOR. Published @ 2014 by Ipietoon