Kuş Yuvası


Sabah uyandığımda etrafta dün geceden yağmış olup ağaçların dallarında biriken karı gördüm.Yataktan kalkıp kalın bordo hırkamı giyindim. Sabah saat 8:30. Camdan dışarısını seyrettim uzun süre. Etrafı kaplamış kar çarşaf gibi örtmüştü her bir yanı. Mutfağa geçip kahvaltıyı hazırlıyorum. Ocağa çayı koyarken bir yandan da masaya bardakları ve çatalları koyuyorum.


Üzerimde bir keyifsizlik var. Herkes kahvaltısını yaparken bende sobanın arkasında duran koltukta uzanıyorum. Perdesi çekilmiş camdan dışarıyı izliyorum. Kulağımda çatal kaşık sesleri.
Kar gökyüzünde birikmiş, birer birer düşüyor yere naif şekilde. İlk önce ince olan kar gittikçe pamuk şeklini alıp yağmaya devam etti. Rüzgarda esiyor belli. Kar bir sağa gidiyor bir sola. Evlerin çatılarındaki ve ağaçların üzerindeki kar, kartpostallarda  aratmayacak bir manzara sunuyordu bana.

" Güle güle baba"

Düşüncelerimden babamın evden ayrılmasıyla sıyrılıp yerimden kalkıp masayı topladım. Mutfaktaki işimi bitirip yine yerime sobanın arkasındaki koltuğa uzandım.Dışarıyı seyrederken neden bu manzara karşısında tuhaf hissettiğim aniden düşüverdi aklıma. Ben sobanın yanında sıcak yerde dururken, dışarıda kalan evsiz barksızlar geldi aklıma.

Sobaya baktım, sıcaklığı yüzümü kuruturken, sobanın üzerinde duran çaydanlığı mutfağa götürdüm. Geri gelip yine aynı yere oturdum. Bir dışarıya baktım üşüyen insanları düşündüm, bir sobaya.. Tekrar dışarı baktım aklıma sokak hayvanları geldi, yine sobaya baktım.Tuhaf hissetmeye başladım. Üzülebilirdim ama onları asla anlayamazdım. Hele kışın dışarıda olanları..

 "Anlayabilirim" deyip ayağıma botlarımı giyinmek yerine terlikleri giyinip çıktım dışarıya. İlk önce merdivenlerde biriken karla karşılaşıyorum. Tereddüt etmeden basıyorum kara. Karın içinde ıslanan ayaklarım terliklerin içinde dönüyor, terlik ayağımdan çıkıyordu. Soğuktan ayaklarımı hissetmez hale gelmiştim. Ama yinede yoldan yukarıya doğru yürüyordum.

Yolun kenarındaki ağacın altında kanadı yaralanmış kuş görüyorum. Yardım etmek için yanına giderken kuş aniden uçup uzaklaşıyor. Ben olduğum yerde durup "Yaralı değil miydi!" diye düşündüm. 
Üşümeye başlamıştım. Duyduğum kuş sesiyle etrafıma bakındım. Az önce gördüğüm kuş bir dala konmuş bana bakıp ötüyordu. Boz renkli kuşa doğru yavaşça adım atıp ona yaklaşmaya çalıştım ama o yine kaçmıştı. Biraz daha ilerideki ağacın dalına konup yine bana bakıyordu. Adımlarımı atıp kuşu takip ettim.
Kuş bir anda yere inip çalıların arasında çırpınmaya başlayınca karların üzerine ters düşmüş olan yuvayı gördüm. Koşup yuvayı kaldırdığımda karların içine düşmüş olan tüysüz yeni doğmuş olan iki yavru kuş karın içinde neredeyse kaybolmuşlardı. Çırpınan yavru kuşları elime alıp giyindiğim bordo hırkaya sardım. Nefesimle onları ısıtmaya çalışırken, boz kuş omzuma konmuş yavrularına bakıyordu. Omzumda çırpınan kuş bana bakıp başını gerdanıma sürünce gözlerimde biriken yaşın akmasına engel olamadım.

Hızlıca eve gelip odunluktan kasa alıp içine talaş koyup talaşların üzerine benim eski polar kazağımı serdim. Kasanın içine yavru kuşları koyunca anne kuş yavruların yanına gidip kuşları ısıtmak için üzerlerine oturuyor. Kasayı alıp eve çıkıyorum. Ben tam kapıyı açıp eve girecekken annem kapıyı açıyor.

" Sen nerdesin, şu haline bak"
Annem bana kızıyor ama ayaklarıma bakınca " Sen delirdin mi! Terlikle dışarı mı çıktın!!" diye bağırıyordu.
" Yirmi bir yaşındayım anne"
"Yirmi bir yaşındayım anne" diye annem beni taklit etmişti. 
"Şu kuşları nereden aldın. Hasta olacaksın eve geç çabuk"

Elimdeki kasayla eve girmeye çalışınca " Orada dur hanımefendi. Onlarla asla eve giremezsin." diyen anneme " Anne dışarısı çok soğuk. Yere düşmüş yuvası.. Öleceklerdi. Kış çıkana kadar kilerde baksak onları" dedim.

Annem elimden kasayı almıştı. " Onlarla ben ilgilenirim, sen doğruca banyoya gidiyorsun.. Sana hayvanlara dokunmayacaksın dedim hep. Hiç dinlemiyorsun beni".
Annemin dediğini yapmıştım. Bana melek olan annem, benim melek olduğum kuşlara melek olmuştu.

Annem sekiz düşük yaptıktan sonra, en son bana hamile kaldığında benimde düşeceğimi düşünmüştü umudunu yitirdiği zamanlarda. Her çocuğun üç ya da dört aylıkken düşmüş, büyük acılar yaşamıştı. Dokuz ay boyunca sırt üstü yatmış annem. Bir odada.. Bir yaz günü çok küçük doğmuşum. Sekiz aylık. Bir ay küvezde kalmışım. O kadar küçükmüşüm ki parmak çocuk derlermiş benim için. Hatta bir keresinde  banyodan sonra bebek kıyafetlerinin arasında kaybolmuşum, annem kıyafetleri teker teker kaldırıp aramış beni.

Doktor anneme " Sende kedi mikrobu var.  Bu yüzden çocukların düşüyor" demiş. O sebeple ben çocukken annem hayvanlara dokunmama asla izin vermedi. Ben hayvanları sevsem, beni gördüğünde bana kızar, beni banyoya sokar yıkardı. 

Banyodan çıkıp oturma odasına geldiğimde annem yine televizyonun karşısında televizyon izlerken aynı zamanda örgüsünü örüyordu.

" Ne yaptın kuşları anne"
"Çatıya koydum. Oradaki sobayı da yaktım. Ekmek kırıntısı da koydum. Oldu mu?"
Anneme sarılıp yanaklarından öpüp "Teşekkür ederim" dedim.
"Kız senin ateşin var. Bak hasta oldun."
"İyim anne" deyip her zaman ki yerime geçtim. Sobanın arkasında ki koltuğa.. Üşüyordum. Camdan yağan karı izlerken dışarıdaki insanları düşünüp "Onlara yardım et Allah'ım" diye dua edip, göz kapaklarıma yenik düşüp uyuyakaldım..


Tek bölümlük hikayedir. Tamamen hayal ürünüdür.
#Kayseri :((
Yine yüreklerde ateş var. Yine haberlerde şehit haberi.. Yoruldum izlemekten, duymaktan.. Şehit vermekten. ÜLKEM GÜZEL GÜNLERE KAVUŞSUN ARTIK..
DUA EDELİM ARKADAŞLAR. BOL BOL DUA...

Yorumlar

  1. Hayal ürünü olduğuna inandırmak istiyorum kendimi ama gerçekmiş gibi okudum. Çok güzel bir tek bölümlük hikayeydi. Bence bu güzel anne-kızın yeni hikayelerini de yazabilirsiniz gibi geliyor bana. Kaleminize sağlık. Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oksijensizm

      Çok teşekkür ederim evet hayal ürünü 😄
      Bilmem yazarmıyım böyle bir hikaye. Düşünebilirim ☺☺

      Sil
  2. Güzel şeyleri hayal etmek de insancadır. Karda, kışta dışarıda kalan insanlar ve canlılarla ilgili empati yapmak... Bunu yapabilenler çoğalsa dünya bir başka olurdu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Makbule Abalı

      Çok teşekkür ederim.. Kesinlikle öyle empati duygusu olsa herkeste..

      Sil
  3. Güzeldi ama kızın yaşı daha küçük olabilirdi diyorum olaylara bakınca :).

    Kayseri...
    Ah güzel memleketim.
    Allah kahreylesin o hain saldırıyı yapanları...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gizli Özne

      Olabilirdi aslında.. Yazarken hep 21 yaş diye düşündüm bende öyle yaptım 😄😄
      Çok teşekkür ederim

      Sil
  4. Cok guzel olmus. Dewamini bekleyebiliriz gibime geliyoe

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. şeyda nur Dincer

      Bilmem ki şimdilik tek bölümlük olarak düşünüyorum ileride sürpriz olabilir mi!!😄😄

      Sil
  5. Hayal ürünü hibi durmuyor sanki bire bir yaşanmış gibi anlatmışsınız:) Muhteşem bir yazı olmuş :) benim gibi yeni başlamışlara güzel bir örnek :) bende beklerim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Acemi Yazar

      Böyle olumlu yorumlar okuyunca mutlu oluyorum. Evet hayal ürünü 😄 mutlaka uğrayacağım..
      Hoşgeldin 🌼

      Sil
  6. Yaşaman bile mucizeymiş demek ki :) Eminim kendin de savaşçı ve mücadelecisin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hikaye hayal ürünü ablacım benle ilgili değil. Daha önce duyduğumu hikayeye yansıttım biraz 😄😄

      Sil
  7. yazar kafe. hürriyet gazetesinin sitesi. bizim blogçuların çoğu orda da yazıyor. karma yazı sitesi yani. ayrıca, sitede yazınca, hürriyet bumerang reklamları da alıyorsun bloguna ve bundan para da kazanıyorsun. yazar kafe sitesine git bak bir incele belki seversin. çok arkadaşımız var orda.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Deeptone

      Çok teşekkür ederim yaa hiç haberim yoktu bakacağım kesinlikle 🌹

      Sil
  8. Şahane... Yaşamışsın gibi okudım yaaa... O kadar canlı hikaye... Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. persephone

      Böyle hissederek okunan mutlu etti beni. Çok teşekkürler 🌼

      Sil
  9. face de şu blog gruplarımıza üye olup sen de face gruplarımızda yazılarını yayınlayabilirsin ve daha çok kişi görür kii.

    blogger derneği
    blog atlası
    blog lu-yorum
    blog/yayın paylaşımı
    hüzün sarısı ile blog paylaşımları.

    istek gönder hemen gruplaraaa :)

    YanıtlaSil
  10. Yaa, gerçekten harika ♥

    YanıtlaSil
  11. Merhaba :) Blogunuzu yeni keşfettim ve hemen katıldım. Sizide bloguma beklerim www.nurundelidolublogu.tk

    YanıtlaSil
  12. Kalemine sağlık. Hayatın içinden olmuş yazınız. Sevgiler...:))
    Annelerimiz melek gerçekten :)))

    YanıtlaSil
  13. Büşra Gürbüz;

    Çok teşekkür ederim :)
    Kesinlikle melek onlar ♥

    YanıtlaSil
  14. Blogby Nur;
    Hoşgeldiniz ♥
    Teşekkür ederim. Mutlaka uğrayacağım :)

    YanıtlaSil
  15. çok güzeldi bu öykü ya valla sen çok güzel yazıyon bi de çok masum naif dilin var kuş tüyü gibi yazıyon sen evet buldum öyle yazıyon :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Deeptone

      İnsanı mutlu eden yumuşacık kalbin var ondan bu düşüncelerin.
      Kuş tüyü gibi... sevdim bu tabiri 🌹

      Sil
  16. Hayal ürünü yazmasanız, gerçek olduğuna inanırdım. Harika bir hikayeydi, efendim, kaleminize sağlık! :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gazeteci N.G.

      Her yorumda bunu duymak mutlu etti beni. Çok teşekkür ederim ☺

      Sil
  17. Ahh bir çırpıda hevesle okudum, tebrik ederim çok güzel yazmışsınız :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mcdrgn

      Çok teşekkür ederim. Okumanız benim için daha önemli 🌸🌼

      Sil
  18. Ufak bi kız sandım, yamulmuşum.

    YanıtlaSil
  19. Randle McMurphy

    Merhabalar..
    Bir kaç kişi de dedi bana aynı şeyi. 😄
    Annesinin biricik kızı diyelim biz..☺

    YanıtlaSil
  20. Hikayenin başındaki kar yağışı çok mutlu etti beni, tabii sonunda kuşların kurtulması da :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kağıt Salıncak

      Kış temalı bir yazı oldu 😄
      Teşekkür ederim 🌼

      Sil
  21. bu güzel yazılarınızı takipteyizz :)

    YanıtlaSil
  22. Güray Oğul;

    Hoşgeldiniz. Teşekkür ederim :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Yorumunuz değerli:)
Link paylaşılan yorumlar yayınlanmayacaktır..

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kim Bu Hohori

Lilanın Büyülü Miladı 10- part 2-

MANDALİNA