11.30.2016

Bulutlar Neden Ağlar





Zaman akıp geçiyor bulutlarsa rüzgarın estiği yöne gidiyorlardı. Yine bir yaz mevsimi gökyüzünden çayırdaki kuzuları izleyen Bayan Bulut, onların oynayışlarına gülüyor daha da parlıyordu. Bulutun arkadaşları da Bayan Bulutun yanına geliyor " Neden gülüyorsun böyle" diye soruyorlardı. Olanları anlatıp arkadaşlarıyla sohbete dalan Bayan Bulut oldukça mutluydu. Gökyüzünde toplanıp dans ediyorlardı.  Bugünlerine neşe katan misafirleri vardı. Ilık esen rüzgar Bayan Bulutun mahallesine uğramıştı. Diğer bulutların hepsi Bayan Bulutu tanırmış, güzelliğiyle, zarifliğiyle, naif ve utangaçlığıyla nam salmıştı. Öyle ki diğer ülkelere kadar ulaşmıştı Bayan bulutun namı. Bayan Bulutu tanıyan herkes çok seviyordu. Onunla muhabbet edip, ondan bilgiler öğreniyordu. Güneşle de çok iyi arkadaştı Bayan Bulut.

11.28.2016

MANDALİNA 5





Koltuğun kenarına oturmuş boş boş bakıyordu. Annesiyle babasının konuştuklarını dinlediğinde dünyası başına yıkılmıştı. Canı yanıyordu, Önünde duran kardeşine bakıyor, hiç bir şey düşünmüyordu.  Zihninde babasının, annesine dediği " Hastaneden iyi haber gelmedi Cemile. Zeynep öldü"  cümleleri yankılanıyordu.  En yakın arkadaşı artık yoktu.  Hülya Zeyneple birlikte konuşmaları dolanıyordu aklında. Karma karışıktı Hülya. Doğru düzgün düşünemiyordu.

11.15.2016

SEVDALI





Adam yaklaştı karısına. Boynuna gömdü yüzünü, derin bir nefes çekti içine. Ufak bir öpücük kondurdu omuzuna kadının. "Kokun.. Kokunu çok seviyorum" dedi kısık sesle.
"Kokum kokuna karıştı. Her günde kaç dozaj sen varsın biliyor musun? Sen+ ben= biz işlemini boşuna yapılmamış. Kokumu.. O koku bize ait.. Biz, sadece yine bize özel markayız.. Sen varsın tenimde."dedi kadın

11.13.2016

GELİNLİK




Günün sabahı..  Düğün günü.

Genç kız heyecandan uyuyamamıştı. Sevdiği adamla evlenecekti. Aylar öncesinden düğün telaşından yorgun olsa da oldukça mutluydu. Düğünü olacağı içinde kilosuna dikkat etmiş aldığı gelinliğin bedenine tam olmasına özen göstermişti. Gelinliği tamda hayal ettiği gibi. Baştan aşağı güpür. Fransız güpürü. Annesi dahil herkes seçeceksen Fransız güpürü seçmelisin en iyi o demişlerdi. Duvarda asılı olan gelinliğine baktı genç kız. Omuzları dantelli straplez gelinliğin eteği oldukça kabarık ve alt kısımlarında yine incilerle işlenmiş danteller bulunuyordu. Odanın içinde dönüp duruyordu. Hava daha aydınlanmamıştı. Mesaj attı sevdiği adama. Hemen cevap gelmişti..

11.11.2016

Bayan Hohori Yazıyor




Pek güzel şeyler yazmayacağım.. İçimden bas bas bağırıp küfür edesim geliyor. Bu hürriyetlik sadece büyüklere mi veriliyor? Çocukların özgürlüğü ortadan kalkmış durumda. Susma ey insanoğlu! Konuşma vakti şimdi değilde ne zaman..

Konumuz tabii ki çocuklar! 

11.08.2016

MANDALİNA 4



Hülya babasının peşinden camdan bakıyordu. İçi burulmuştu. İstememişti babasının gitmesini. Bir yandan babasının elini tutup bir elinde de dün akşam yaptığı ödevini tutacak öyle gidecekti okuluna. Öyle hayal etmişti. Hem Zeynep'de çok seviyordu babasını. Babası gözden kaybolunca çıktığı çekyattan aşağıya inip masaya geçti Hülya. Babası gittikten sonra kahvaltıya devam ettiler. Annesi

11.06.2016

Aşk ve Sevgi





Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde; pireler berber, develer tellal iken, ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken Harikalar Diyarı adında hayallere sığmayan güzellikte bir şehir varmış. Bu şehirde bir bahçe bahçe de ise güller varmış. Bu güllerin hepsi beyazmış.  Beyaz güllerin arkadaşları; kelebekler, kuşlar, arılar, karıncalar, sevimli tırtıllar varmış.  Her gün bir neşe bin mutluluk dolaşırmış aralarında.

11.03.2016

MANDALİNA 3










Neşeli geçen her an çabuk geçiyor, zamanın farkına varılmıyordu. Hoş sohbet ve sevdiğiniz insanlar yanınızda olduğunda zaman da önemini yitiriyordu. Hülya ailesiyle birlikte yediği akşam yemeğinde zamanın nasıl geçtiğini anlamadan vakit geçirmişti. Kardeşinin yaptığı şaklabanlıklar herkesi gülme krizine sokmuştu. Babası da başından geçen komik bir anıyı anlatıp huzur kokan bu yuvaya sıcaklık katıyordu. Annesi bugün herkesin sevdiği yemekleri yapmıştı. Etli kuru fasülye yanında tel şehriyeli pilav, salata birde başlangıç olarak un çorbası..Gerçi Hülya sevmiyordu pilavda şehriyeyi. Ama yinede yiyordu. "Bulamayanlar var kızım yemek seçmek olmaz ." demişti tatlı dille babası.

10.25.2016

MANDALİNA 2



Yağmurun çamura çevirdiği patika yoldan koşan Zeynep "N'olur babam gelmemiş olsun." diye dua ediyordu. Hava karardı kararacaktı. Ayakları tamamen ıslanmış, üşümeye başlamıştı. Eve vardığında içini korku kaplamıştı. Babasının topukları kırılmış olan ayakkabıları kapının önünde duruyordu. İçeri girmek yerine ellerini ovuşturup kapının önünde dolanıp duruyordu. İçeriden gelen sesle babasının her zaman ki gibi çakır keyif olduğu anlaşılıyor ve annesine bağırıyordu.  " Yok ben girmeyim içeri. Ya da gireyim." diye bir ileri iki geri gidiyordu Zeynep. " Ya anneme bir şey yaparsa." İçi içini kemiriyordu, korkuyordu, titriyordu. Titremesi üşümesinden değildi. Olacaklardan haberi vardı. Babası yine vuracaktı. Hem annesine hemde kendisine ve yine yardıma gelen kimse olmayacaktı. 

Ütopya'dan Mimliyoruz



Blog yazınında çok çok yeniyim. Ve Bir o kadar da sıcak karşılandım. Meğersem blog dünyası daha bir ailevi hissi uyandırıyormuş... Bunu hissettim. Ve gelir gelmez Bir Deli Mavi blog yazarı  sevgili Semanur Kok beni mimlemiş.  Birde şunu belirteyim ki başlık çok hoş durmuş.. O halde sorularımıza geçiyoruz ☺

 1.Mucizelere inanır mısınız? Neden?

Hayatın kendisi mucizeyken mucizelere neden inanmayayım. Nedenini ise şöyle açıklayayım. Hayatımın belli bir dönemine kadar pek kimseyle konuşmaz ve oldukça çekingen davranırdım. Çoğu şeyden kendimi çeker ve kabuğuma çekilirdim. Bırakın yapmayı demek istediklerimi diyemezdim. Bu liseye geçtiğimde " Artık böyle olmayacağım" dediğim anda en yakın arkadaşım- ki ben ona kardeş diyorum - karşıma çıktı. Hayatın bana tanıdığı mucize diyorum. Cancan'ımla birlikte hayatımda yer eden Hacı'ma da mucize diyorum. Üç kişilik koca bir dünya.. İşte tam anlamıyla buna MUCİZE  diyorum..

 2. Şuan bir mucize olsa ne olsun istersiniz? 


Bu sorunun cevabı için Bir Deli Mavi'den kopya çektim arkadaşlar. Kabul ediyorum :) Lakin çok düşündüm cevap için.. "Hayatım boyunca hep elimde sihirli değnek olsa çocukluğuma dönmek isterdim." derdim. Yapamadıklarım, söyleyemediklerim için.. 

10.22.2016

MANDALİNA



Sokağın başındaki telefon direğinin başında oturmuş gelen geçene bakıyordu. Yanındaki poşette üç beş mandalina. Evden çıkmadan annesi tutuşturdu eline. O inatla almak istemese de şimdi keyifle mandalinaları yiyordu. Hafif esen rüzgar, neredeyse yağmak üzere olan yağmur ve uzaktan beliren kara bulutlar gecenin ketum geçeceğinin habercisiydi. Yeşilimsi turuncumsu renk cümbüşüyle kaplı mandalina kabuğunu soyarken yanına koşarak gelen arkadaşının ona seslenmesiyle başını sesin geldiği tarafa doğru kaldırıp baktı. Uzun saçları yağan ince yağmurdan kıvır kıvır olmuş, yolda koşarak geldiği içinse paçaları çamura bulanmıştı. Biri rengi solmuş olan tamamen çamura bulanmış kırmızı terlik diğer ayağında ise önü yırtık kara lastik.." Ba..bam gel..cek ş...şim.di." Elindeki gazete kağıtlarını acele ile arkadaşına verdi. Koştuğu için nefes nefese kalmış cümlesini zor tamamlamıştı. Arkadaşının istediği gazete kağıtlarını verdiği gibi geldiği yoldan koşarak eve gitti. "Zeyneeep!" diye bağırsa da Hülya, arkadaşı çoktan köşeyi dönmüş, yoldan kaybolmuştu. Halbuki yanındaki poşette duran büyücek ve yediği mandalinaların en güzelini arkadaşına vermek için ayırmıştı. Elindeki gazete kağıtlarını katlayıp kazağını kaldırıp  karnının üstüne koymuş, ıslanmasın diyede kazağıyla kağıtları korumuştu. Poşetteki mandalinayı da geçen sene annesinin ördüğü hırkasının cebine koyup eve doğru koşmaya başladı.
 

BAYAN HOHORİ YAZIYOR. Published @ 2014 by Ipietoon