Kelimelerin tozlu raflarda salınarak dolaştığı anlarda çıka geldi kalem. O puslu hatıraların güçlü duyguları ile yoğrulacak ucu pas tutmuş tükenmez kalemle buluşacaktı artık temiz bir sayfa. Kitabın safran sarıya çalık yaşanmışlıklarında dolandı bir süre. Bir süre de kendisinden kopardı o duygularını. Geçmişe dönüp baktığında kalemle kağıdın buluşmasına sadece " Bir Rüya" diye adlandırıyordu. Ne kalem güçlü ne kağıt. Onlar hasretti birbirlerine. Başağın suya hasreti nerede biter?






